|
GALATA KÖPRÜSÜ TARİHÇESİ
İdari olarak
Beyoğlu'nun bir parçası olan Galata, Tophane, Azapkapı
ve Galata Kuleleri arasında kalan yerleşim yerinin
adıdır Galata. Osmanlı, Haliç'e "Haliç-i Dersaadet",
Boğaz'a "Haliç-i Bahri Siyah" (Karadeniz Boğazı) derdi.
Galata Haliç'le Boğaz'ın kesiştiği noktadır.Antik
çağdaki adı Sykai ya da Sykaena (incirlik) olan galata,
kimi kaynaklarda Sykudis olarak geçer. Bu dönemde
Galata'nın surlarla çevrili küçük bir kasaba olduğu, bir
kilisesi, bir hamamı, bir tiyatrosu, beş değirmeni, 400
hanesi, 40 şehir muhafızı bulunduğu yazılır."Gala"
sözcüğü Rumca "süt" anlamına gelir; Galata'nın adının
semtteki süt hanelere gönderme yaparak türetildiği
söylenirse de bu görüşü destekleyen tarihsel destekler
bulunamıştır.Galata'nın İtalyanca "denize inen yol"
anlamına gelen galata kelimesinden de türemiş olması
muhtemeldir. Ortodokslar'ın, Katolikler'i Galus olarak
adlandırması, Galata'nın bir katolik kasabası olması ve
Anadolu'da Katoliklerin yaşadığı yerlere Galatea
denilmesi, semtin adının kökenine ilişkin diğer bir
görüştür.I.Jüstinianus, I. Constantinus'un IV.yüzyılda
yaptırdığı Galata surlarını tamir ettirmiş, semt bu
nedenle kısa süre için Justiniana ya da Justiniapolis
olarak anılmıştır.Galata'nın parlak dönemi 12. yüzyılda
buraya bazı ayrıcalıklarla yerleşen Cenovalılar ile
başlar. Bölge bir ara Venediklilerin eline geçer.
13.yüzyıldan sonra bölge Cenovalıların egemenliğinde bir
Latin Kolonisidir.Galata çeşitli mezheplere, tekkelere,
dinsel ayrımlara bağlı Müslüman, Rum Ortodoks, Ermeni
(Gregoryen, Katolik, Protestan), Süryani, Keldani,
Yahudi (Romanyot, Karay,Seferad,Aşkenaz), Arap, Çingene,
Sırp, Arnavut, Ulah, Cenovalı, Venedikli, Fransız,
Levanten topluluklarıyla zengin bir dinler, diller
mozaiği oluşturur. 19. yüzyılda nüfus artınca yerleşim
yukarı doğru kayar, konsolosluklar orada kurulur, zaman
içinde bu günkü Beyoğlu kurulur. Galata'yı çevreleyen ve
Galata Kulesi'nde uç noktaya ulaşan surlar Osmanlılarla
birlikte yıkılır ve zaman içinde geriye çok az bir
kalıntı kalır.Gemicilerin semti olması nedeniyle aynı
zamanda bir eğlence merkezi haline gelen Galata sık
yangınlarıyla sürekli yenilenir. Yabancı devlet
temsilcilerinin, reformcu sultanların Beyoğlu'na ağırlık
vermesiyle büyük kamu binalarına sahip olamaz. Yine de
Galata her köşesinde tarihsel bir gizemi barındırmaya
devam eder. Tarih boyunca Haliç'in iki yakasını Galata
köprüleri birleştirmiştir.Bizans tarihçileri, Haliç
üzerindeki ilk köprünün I.Jüstinianus (6.yüzyıl)
devrinde yapıldığını, adının Aghios Khalinikos Köprüsü
olduğunu yazarlar. Yeri tam olarak bilinmemekle
birlikte, 12 kemerden oluşan bu taş köprünün
Eyüp-Sütlüce arasında olması ihtimali yüksektir.Fatih
Sultan Mehmet de İstanbul kuşatması sırasında Haliç'e
bir köprü yaptırmıştır. Demir halkalar la birbirine
bağlanmış ve üzerine kalın kalaslar çakılmış dev
fıçılardan oluşan bu köprü Ayvansaray- Kasımpaşa
arasındaymış.Nişancı Mehmet Paşa bu köprünün fıçılardan
değil, yan yana demirlenmiş ve kirişlerle birbirine
bağlanmış gemilerden oluştuğunu söyler.Galata Köprüsü
için ilk girişim II.Beyazıt Dönemi'nde yapıldı; Leonardo
da Vinci, Padişahla temasa geçerek bir Haliç Köprüsü
tasarımı sundu. Gerçekleştirilmesi teknik olarak
imkansız görülen bu tasarımın üzerinden 350 yıl
geçtikten sonra ilk Galata Köprüsü 1845 yılında, Sultan
Abdülmecid zamanında Bezm-i Alem Valide Sultan
tarafından yaptırıldı.Köprüye Cisr-i Cedid, Valide
Köprüsü, Yeni Köprü, Büyük Köprü, Yeni Cami Köprüsü,
Güvercinli Köprü adları takılmıştı; günümüzde yalnızca
Galata Köprüsü olarak bilinmektedir.1863,
1875 ve 1912 yıllarında yenilenen Galata Köprüsü 27
Nisan 1912'de açılan son köprü, 16 Mayıs 1992'de yandı.
Yanan köprü onarıldıktan sonra Balat- Hasköy arasına
yerleştirildi ve Karaköy- Eminönü arasındaki eski köprü
yerine modern bir köprü yapıldı.
|